TCK Madde 85 (Taksirle Adam Öldürme Suçu) Savunma Dilekçesi

P&E
JOURNAL

Duru Hukuk Bürosu olarak bugün ele aldığımız konu Taksirle Adam Öldürme Suçuna istinaden nasıl bir savunma yapılacağıdır. Ceza yargılamasında savunma mekanizması önem arz etmektedir. Sanık vekili/müdafii özellikle soruşturma aşamasına hakim olmalı ve ona göre bir strateji belirlemelidir.

İncelenmesi gereken bir diğer husus suçun unsurlarıdır. Sanığa atfedilen suç açıkça ele alınmalı ve suçun maddi-manevi unsurları gözden geçirilmelidir. Veya suçun vasfının değişmesi de dikkatten kaçmamalıdır.

SANIK: Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar, suç şüphesi altında bulunan kişidir.

MÜDAFİİ: Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatıdır.

SORUŞTURMA: Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evredir.

Suçun Maddi Unsurları: Fiil, netice, fiil ile netice arasında nedensellik bağı. Fail, mağdur, suçun konusu, nitelikli haller

Suçun Manevi Unsurları: Kast ve Taksir

                          ADANA 12. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ'NE

DOSYA NO :2022/ E.

SANIK :
VEKİLİ :Av. İremnur ATASEVER- ADANA

MÜŞTEKİLER :1-

VEKİLİ :Av.

İSNAT EDİLEN SUÇ : Taksirle Ölüme Sebebiyet Verme

TALEP KONUSU : Davanın esasına ilişkin yazılı beyan ve savunmalarımızın sunulması, soruşturma aşamasında alınan …..2022 tarihli bilirkişi raporuna itirazlarımız ile farklı bir bilirkişiden rapor alınması ve söz konusu suçtan müvekkillerin BERAATİNE karar verilmesi talebidir.

Sayın Savcılık makamınca düzenlenen iddianameye itirazlarımızı bildirmekteyiz. Müvekkil aleyhine dosyada mevcut herhangi bir delil bulunmaması ile birlikte müvekkil hakkında takipsizlik kararı verilmesi gerekirken MÜVEKKİLİN BİR KUSURU varmışcasına suç isnadında bulunulması hakkaniyete aykırı olacaktır. Şöyle ki;

1-ÖNCELİKLE TCK MADDE 85 YANİ TASKSİRLE ADAM ÖLDÜRME SUÇU DİKKAT VE ÖZEN YÜKÜMLÜLÜĞÜNE AYKIRI DAVRANARAK İŞLENEN BİR SUÇ TİPİDİR. SOMUT OLAYDA İŞBU SUÇUN MANEVİ UNSURU OLAN “TAKSİR” BULUNMADIĞINDAN MÜVEKKİLİN İŞBU SUÇTAN CEZALANDIRILMASI KANUNA AYKIRI OLACAKTIR.

Müvekkil 15.10.2022 tarihinde … adresinde kendi şeridinde ve şehir içi hız kurallarına uygun şekilde aracını kullandığı sırada maktul ..’ın önüne fırladığı olayda müvekkilin olay anında maktulü görebilmesi mümkün olmamıştır. Nitekim müvekkilin ifadeleri ve kamera kayıtları da bu yöndedir.
Müvekkil vermiş olduğu ifade metninde “Ben bugün yani 15.10.2022 günü saat 12.00 sıralarında ikametim olan … Mahallesindeki evimden Nöbetçi eczane bulmak için çalışmış olduğum şirkete ait olan … plaka sayılı araç ile … Caddesi’ne çıktım ve Seyhan Devlet Hastanesi önünde durup kontrol ederek gidiyordum, bir anda önüme sol taraftan kadın çıktı ve fren yapmaya fırsat bulamadan çarpıştık…” şeklindedir. Keza kazaya karışan yolcu ve yaya bilgisi tutanağında kazanın özeti aşağıda belirttiğim gibi açıklanmıştır:
“…bu kazanın oluşumunda yaya …’ın 2918 sayılı KTK’nın 68/B (YÜZ METREYE KADAR MESAFEDE YAYA GEÇİDİ, OKUL GEÇİDİ VEYA KAVŞAK BULUNDUĞU HALDE YAYALARIN KARŞI TARAFA GEÇMEK İÇİN TAŞIT YOLUNUN YAYA VE OKUL GEÇİDİ VEYA KAVŞAK GİRİŞ VE ÇIKIŞLARI DIŞINDA HERHANGİ BİR YERİNİ KULLANMALARI YASAKTIR.) kuralını ihlal ettiği,
Otomobil sürücüsünün KAZAYA ETKEN KURAL İHLALİNİN OLMADIĞI olay yeri inceleme ve ölçümleri sonucu tespit edilmiştir.

Olayın gerçekleşme kronolojisini ve dış etkenleri de açıklayacak olursak;
“Müvekkilin 15.10.2022 tarihinde saat 12.00 sıralarında sevk ve idaresindeki aracı ile yerleşim yeri içerisinde bulunan … Cad. üzerinde seyir hâlinde iken sürücü ….’ın gidiş istikametine göre yolun sol tarafından aniden yola fırlayan ve ölen ..’ın müvekkilin kullandığı araçla çarpıştığı, maktulün BTM ile giderilemeyecek şekilde yaralandığının belirtildiği, trafik kazasının açık havada, bölünmemiş, iki yönlü, kuru ve düz yolda meydana geldiği olayda müvekkilin olay tarihi itibarıyla uzun yıllardır sürücü belgesinin olduğu, tarafların kusur durumuna ilişkin olarak ise yaya …’ın Asli Kusurlu olduğu sonucu söz konusudur. Zira …2022 tarihinde Bilirkişi…’in tanzim ettiği raporda müvekkil/sürücü yönünden 2918 sayılı kanunun 52. maddesine göre “SÜRÜCÜLER HIZLARINI KULLANDIKLARI ARACIN YÜK VE TEKNİK ÖZELLİĞİNİ GÖRÜŞ YOL, HAVA VE TRAFİK DURUMUNA UYDURMALARI GEREKTİĞİ” şeklinde kusur izafe edilmiştir. Bu hususun hemen altında ise bilirkişi şu şekilde devam etmiştir:
“Sürücü …’un sevk ve idare ettiği otomobil ile seyrettiği yolun meskun mahal içi yol olup lamba ile aydınlatıldığı, aydınlatma ve far altında görüşün tamamen açık olduğu…” Daha sonrasında ise müvekkile “HIZINI GÖRÜŞ MESAFESİNE GÖRE AYARLAMADIĞI” sonucuna vararak kusur izafe edilmiştir. Bilirkişi her ne kadar müvekkilin yayayı makul mesafeden algılayıp tedbir alma imkanı bulunması gerektiği şeklinde rapor tanzim etse de müvekkilin tüm önlemleri almış, hızının ve aydınlatmanın yapılıp görüşünün açık olduğu ve meskun mahal içine uygun araç kullandığı aşikardır.
Yukarıda açıkladığımız üzere Bilirkişi raporuna itiraz ettiğimizi ve denetime elverişli bir rapor alınması gerektiği kuşkusuzdur.
Taksir dolayısıyla kusurun belirlenmesi normatif değerlendirmeyle mümkün olmakla birlikte, somut olayda dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlâl edilip edilmediğinin belirlenmesi açısından bilirkişi incelemesi yaptırılır. Keza, ölüm veya yaralanma ile sonuçlanan bir trafik kazasında, sürücülerin trafik kurallarına uyup uymadıklarının, hangi trafik kuralının ne suretle ihlâl edildiğinin belirlenmesi açısından bilirkişi incelemesi yapılabilir.
İşbu bilirkişi raporunun çelişkili ve denetime elverişli olmaması nedeni ile dosyaya esas alınmaması gerektiği kanaatindeyiz. Keşif mahalline gidilerek tekrardan açık ve anlaşılır bir rapor alınması gerekmektedir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2018/7908 E., 2019/11607 K. hükmünce;
Hüküm : CMK’nın 223/2-c. maddesi uyarınca beraat
“…Sanığın sevk ve idaresindeki araçla iki yönlü yolda bulunan T kavşak hizasında sağ şeritte duraklamasını takiben hareket ettiği esnada, kavşağın sol kolundan sevk ve idaresindeki bisiklet ile gelen katılana sağ şerit üzerinde aracının ön kısmıyla çarpması şeklinde meydana gelen olayda, kazanın oluşumunda sanığın kusurunun bulunmadığına dair sanık savunması, tanık beyanları ile keşif sonrası aldırılan bilirkişi raporunun birbiri ile uyumlu olduğu değerlendirmesi ile sanığın kusurunun bulunmadığı kanaati ile sanık hakkında CMK’nın 223/2-c maddesi uyarınca beraat kararı verilmesine ilişkin yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin kusur durumuna, eksik incelemeye ve sair nedenlere ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA”

Kendisine yüklenen suç açısından sanığın taksirinin bulunmaması nedeniyle CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerekmektedir.

SONUÇ ve TALEP: Yukarıda arz ve izah ettiğimiz ve Sayın Mahkemece re’sen nazara alınacak nedenlerle, öncelikle dosyada mübrez ….2022 tarihli Bilirkişi raporuna itirazlarımız ile denetime elverişli yeni bir bilirkişi raporu alınması gerektiğine, sonrasında kanuni unsurları oluşmadığından müvekkilin isnad edilen suçtan BERAATİNE, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise sanık lehine olan yasa hükümlerin uygulanmasına karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. 24.12.2022

                                                       SANIK MÜDAFİİ
                                                   Av. İremnur ATASEVER
                                                       (E-İmzalıdır.)
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Somut bir uyuşmazlık bakımından hukuki görüş veya avukatlık hizmeti yerine geçmez.
HUKUKİ DANIŞMANLIK

Konunuzu bir avukatla değerlendirin.

Görüşme Talebi →